Yalnızca ilan vermek için WhatsApp:0538 364 88 33(Kemal)(Sadece Whatsapp)

(Saat 10:00-21:00 saatleri arası yazın lütfen)


GOLD İlan Alanı WhatsApp 0538 364 88 33 (Kemal)


001 002 003 004 005 006
007 008 009 010 011 012
013 014 015 016 017 018
019 020 021 022 023 024
025 026 027 028 029 030
031 032 033 034 035 036
037 038 039 040 041 042
043 044 045 046 047 048
049 050 051 052 053 054
055 056 057 058 059 060
061 062 063 064 065 066
067 068 069 070 071 072
073 074 075 076 077 078
079 080 081 082 083 084
085 086 087 088 089 090
091 092 093 094 095 096
097 098 099 100 101 102
103 104 105 106 107 108
109 110 111 112 113 114
115 116 117 118 119 120
121 122 123 124 125 126
127 128 129 130 131 132
133 134 135 136 137 138

Merhaba arkadaşlar. İnsanlarla Beylikdüzü escort iyi geçinmenin önemi şüphesiz ki herkes tarafından bilinen zorlu bir yoldur. Hele ki yeni bir işe girdiğinizi düşünün. Bütün gözler size çevrilmiş ve onca bakışların altında işyerinde ilk gününüzü geçiriyorsunuz. İşin tuhaf tarafı, sanki ben metalden yaratılmış gibi veya uzaylıymışım gibi herkesin garip bakışları canımı çok sıkıyordu. O an fazla duyarlı oluyor insan. Herkesle tanışıyorsunuz ve işinizin başına geçiyorsunuz. Size doğru bakılıp gülüşmeler yok mu, o ilk gün olmasa hemen tepki vermek istiyordum ama susup işime odaklanmalıydım. Ben biraz fazla meraklı olduğum için herşeye, altyapısal olarak bilgim olmayan hiç bir şey yoktu. Merakım beni bilgiye, araştırmaya ve okumaya teşvik etmişti. Yapacağm iş bölümü benim için çok basit kaçıyordu bu yüzden. Hatta şu kadarını söyleyim ki, şu anda çalıştığım bölüm en alt tabaka ve beni en üst tabakaya alsalar o denli bilgi birikimine ve beceriye sahibim. Zaten ilk günkü alaylı bakışlar ve gülüşmelere bu yüzden kulak asmadım. Nasıl olsa günü gelince taşlar yerine oturacaktı. Bunları söylerken kimseyi küçümsercesine konuşmuyorum ama biraz pis bir huya sahibim. Şöyle ki, eğer biri benimle dalga geçer veya üstünlük taslamaya kalkarsa işte o an onu bilgim ve becerimle yerden yere vururum. Alçak gönüllülük te bir yere kadar olur. Fakat bu konuda oldukça sabırlıyımdır ve hemen parlamam. Size başımdan geçen benim için komik bir anımı anlatmak istiyorum. Yeni başladığım işe aynı gün bir başka arkadaşta başlamıştı. Onunla yan yana çalışıyorduk. Biraz dik başlı biriydi. İşi öğrenekten çok ordaki çalışanlarla ortam oluşturma derdindeydi. Yani işi eliyle değil de diliyle yürütmeyi hedefleyen insnlardandı ki bu benim hiç hoşlanadığım bir durumdu. Onunla bir keresinde zıt düşmüştük. Konuşmalarına baktığınızda sanki yedi köyün ağası gibi yada ne bilim delikanlılığın kitabını yazmış külhanbey gibi hareket ediyordu. Ben ise tam tersiydim. Efendiliğin en büyük delikanlılık olduğuna inananlardandım. Ayrıca yaşadığım ortam sebebiyle güçlü olma zorunda olduğum için, babam küçük yaşta beni judoya ve ardından boksa göndermişti. Hayat acımasız oğul, o yüzden her daim kendini savunmalısın derdi. Zaten küçüklüğümden gelen alışkanlıkla spora düşkün biriydim. Her sabaha ve yatmadan önce mutlaka yarım saat spor yaparım. Odamın ortasında kum torbası var. Bazı zamanlar öfkeyi boşaltmak için uzun süre kum torbasında çalışırdım. Bir defasında çok sevdiğim bir insanı kaybedince yaklaşık 3 saat öfkemden kum torbasına çalıştım. Asıl anlatmak istediğim antrenmanlı bir insanım. Sporla uğraşanlar ne deme istediğimi anlar. Aslında bunları söylemek bir yerde bana çocukça gelse de yazmam gerekiyordu. Spor ahlakıyla yetişen insanlar saldırgan değil, hoşgörülü ve yardımsever olur. Ve en önemliside savunmayı ön plana alır. Herneyse iş ortamında onca insan içinde sadece bir kişiyle ahbap olaa kadar samimi olmuştum. Düşünceleri, beyin yapısı ve arkadaşlığı tam anlamıyla benimle uyuşuyordu. Müzik tarzı giyim ve hayata bakış açısı sanki benim ikizim gibiydi. Fakat bir şey dikkatimi çekiyordu. Orada yaklaşık 4 yıldır çalışan biriydi. Kendini bilen oturaklı kişiler ona saygı duyuyordu ama benimle aynı gün işe giren çocuk onunla çok uğraşıyordu. O ise onun aklına bakmıyordu. Yılışık ve laubali bir insana cevap vermemekle kalitesini ortaya koyuyordu. Bu arada ben samimi olduğum o çocuğa kimseye hissettirmeden bir çok şey öğrettim. Zeki bir adamdı. Aslında bende ondan çok şey öğrenmiştim. Bizim dostluğumzu kıskanalar bile olmuştu. Hatta o yılışık çocuk bile sürekli laf atıyordu ortamda ve diordu ki sizi olmazsa evlendirelim bu ne yakınlık bu ne dostluk ya diyordu. Dostluğun ne deme olduğundan yoksun kalmış bu zavallı çocuğa çok sert bir bakış attım. Gözlerinin içine öyle bir baktım ki, ne demek istediğimi anlamıştı. Yapı itibariyle uzun boylu ve yapılı bir çocuktu. Her defasında, vücudunu teşhir edecek dar kıyafetler giyerek hava atma telaşındaydı. Aklınca bana göz dağı veriyordu. Ben de yapılı ve uzun boyluydum ama hiç bir zaman vücudumu teşhir edecek dar tişörtler giymezdim. Bu yüzden kimsenin dikkatini çekmedim. Buna gerekte duymuyordum. Çünkü mütevazi olmak her daim daha olgunca bir yaklaşımdır. Normalde taşı sıksam suyunu çıkarırım 🙂 O sevdiğim arkadaş ise benimle aynı boyda ama zayıf biriydi. Bu yılışık suratlı çocuk ona her takılmasında canım sıkılıyordu ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. Ben bunları düşünürken ona yine bir terbiyesizlik yapınca ayağa kalktım ve onu dışarı çağırdım. Herkes bir anda şaşırdı. Sorun yok beyler sadece onunla biraz konuşacağım dedim. Dışarı çektiğimde onu tatlı dille uyardım. Tamam kusura bakma dese de yine aynı şekilde devam etti. Bir gün bunu mutfakta sıkıştırdım ve seni bir daha uyarmayacağım. Çok konuşuyorsun ve benim canımı sıkıyorsun. Delikanlı ayaklarıyla yaşıyorsun ama yanından bile geçmiyorsun. Beni zorlama ve kendini daha fazla basitleştirme dedim. Bana ters cevap vereceği esnada çenesini tuttum ve sözümü kesme ve akıllı ol yoksa seni burda haşat ederim dedim. Güçlü biriydi ama benim kadar değildi. Zaten bunu görünce gözleri açıldı. Böyle bir hareket benden beklemiyordu. Hiç bir şey olmamış gibi tekrar işimizin aşına geçtik. İçine yediremiyordu ama elinden de bir şey gelmiyordu. O hafta gayet uslu bir çocuk gibi davrandı. Bir gün işyerinde elektrikler kesilince boş vaktimiz oldu. O arada arkadaşlardan birisi tutturdu aramızda en güçlü insan kim diye. Bilek güreşi yapmayı teklif etti ve turnuva yapalım dediler. Herkesin favorisi o yılışık suratlıydı. Ben bilek güreşi yapmak istediğimi söyledim. O çocuk demez mi, zaten bu erkek oyunu senin gibilere ters, bu iş yürek işi sende bulunaz birader dedi. Bunu duyunca nevrim döndü. Bu bir kışkırtmaydı ama beni kışkıetrmayı ve gaza getirmeyi başarmıştı. Aslında ona herkesin içinde ona böyle ders vermek için bana bir fırsat doğmuştu. Söylediği lafları ona yedirdim ve ardından madem öyle kimse değil sadece sen ve yapalım dedim. Eğer ben yenersem adam gibi hareket edip çakallıktan vazgeçecek ve efendi gibi işinde gücünde olacaksın tamam mı dedim. Bu laf herkesin içinde ona ağır gelse de tamam dedi. Ama ben yenersem ki ben yenecem, burada ki 15 kişiyi yemeğe götüreceksin. Sen yenersen de ben götüreceğim. Yüreğin varsa bunu da kabul et dedi. Benim yüreğimin korkusuzluğunu ve cesaretini görseydin bu lafları söylemeye cesaret edemezdin. Dua et ki aynı ortamda çalışıyoruz, yoksa seni duman eder darmadağın ederdim dedim. Herkes bu sözümü duyunca ortamın iyice gerileceğini düşündü. Zannediyordu ki birtek onun ağzı laf yapıyordu. Bu sözleri benden beklemediği için cevap veremedi ve çok uzattık hadi başlayalım dedi. Kızlar bile gelmişti bizi izlemeye. Samimi olduğum arkadaş yanıma gelip yapma kardeş değmez, gaza gelme boşver. Ama eğer kaybedecek olursan da masrafına ortak olacağımı bil dedi. Merak etme bunun gibi nice zibidileri ve delikanlı geçinenleri adam etmişliğim var dedim. Bu sözlerim ortamı iyice germişti. Aslında bunları bilerek söylüyordum. Onunla bilek güreşine başladık. Ben gayet soğukkanlı bir şekilde hareket ediyordum. Yüklendikçe yükleniyordu ama bir santim bile ilerletemiyordu. Yüzündeki o şaşkınlık hala gözümün önüne geliyor. Sadece o mu, herkes şok olmuştu. Ardından onunla dalga geçecesine, hepsi bu mu, bu kadar mı, o kadar konuşuyor hava atıyordun, noldu, bu mu lan senin adamlığın dedim. Bu arada ona biraz ümit vermek için elimi hafifçe gevşek bırakıp beni yeniyormuş izlenimi verdim. Sonra güldüm ve başlayayım mı dedim ve ardından onu yıktım. Kıpkırmızı kesilmişti. Herkes şaşırdı ve sustu. Sadece kızlar bravo helal olsu dediler. Böyle çocukluklarla bir daha karşıma çıkarsam bu kadar hoşgörülü olmam haberin olsun dedim. O günden sonra uslu bir kedi gibi hareket etmeye başladı. Yaz gelince, böyle çocukça muhabbetlere takılanlara göz dağı olsun diye dar bir body tişört giydim. Beni görenler hayranlıkla bakıyordu. Fiziğimin kusursuzluğu ve karın kaslarımın baklava şeklinde oluşuna gıpta ettiler. Hatta o soytarı çocuk bile yanıma gelip kardeş sen nerde geliştirdi bu vücudu diyerek hayranlığını gizleyemedi. Benim boksör olduğumu öğrenince de benden hepten çekinmeye başladı. 🙂 O günden sonra herşey daha güzel şekil almaya başladı. Hatta o sevdiğim arkadaşı müdür bölüm şefi yaptı. Onun en büyük destekçisi ise bendim. Benden herkes çekindiği için ve onun en samimi arkadaşı olduğum için onun söylediği herşeyi itiraz etmeden yapıyorlardı. Şirkete resmen huzur gelmişti. Ee ne demişler aslanın olduğu yerde çakallar dağılırmış 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Name *
Email *
Website